KARASİNEK
Oturmuşum,
-Yine gece yarısı-
Sonsuzluğumda gezer dururum.
Mumun sessizliği
Saatin hüznü
Gece akar
Akıp boşalmaz bu yüreğim.
Ellerimi uzatırım
Uzar hüzün
Umutlarım uzanmaz bana.
Kelimesiz sözcüklerle
Konuşuyorum ben Tha'yla*.
O duyar ve konuşur ama
Ben duyamam, seçemem sözünü.
Gece yürümekte iken
Ben küçülmekteyim işte.
Belki küçük bir noktayım
Cümlesiz ve yalnız başıma.
İnce bir kadeh gibi
Elimden düşer canım
Parçalanır, saçılır.
Toplamaya çalışırım
Hem acır kendi
Hem kanatır ellerimi.
Ellerim dokunur alnıma
Yüzüm kan,
Gözlerim şaşkın.
Komik miyim korkunç muyum çözemem,
...
Küçük bir karasinek
Uçar, konar uykusu gelmez.
O ses çıkarır
Ben binlerce anlam.
Ben sineğe anlam versem
O da bana verir mi kanatlarını?
Kanatlarını alsam takar mı yüreğim?
Ve de uçar
Sevinir mi ? Bilemem.
*Tha: Yaratıcı
09.09.2002
marğuşş vezir savrum
BENLİK
Dağların zirvelerinin özgürlüğünde
Pişirdim benliğimi.
Benliğimi yemeye çalışıyor
Tutsak açgözlülükte
Acıkmış kişiliksizlikler.
11.04.2004
marğuşş vezir savrum
SUNİ
-Suni bir yaşam-
Doğa dokunamıyor bedenime
Beton labirentlere sıkışmış hayat
11.05.2004
marğuşş vezir savrum
KORKU
Dile getirilemeyen korkular olmasın
Mutluluğa uzanırken eller.
Korkuların yarattığı tabular olmasın
Ve korkuya ödenmesin diyet.
Ruh olmak istediği yerde olsun
Ve bedeni de alsın
Götürsün oraya.
15.12.2002
marğuşş vezir savrum
GÖNÜL
Can bedende şekil bulur,
Umutlar dünyada.
Canına bedeninde,
Umutlarıma dünyamda dokunmak
Şekil vermek istiyorum hayatıma.
Canlarımız akıyor birbirine.
Sevda da
Şekil buluyor sevgimiz.
Umutlar ve dünya da aksın birbirine,
Sevdamızla girelim içine,
Yürüyelim gerçeğe dönen umutlarımız içinde
El ele gönül gönüle
Yeşeren umut tohumlarını
Büyüten güneş altında
Gülümseyerek ve
Güneşe doğru.
11.09.2002
marğuşş vezir savrum